28 Haziran 2014 Cumartesi

1. oldummm :)

10marifet sitesinde düzenlenen ve ödülü hobini yarat sitesinden sizzix big shot kesim makinesi olan yarışmanın 1.si oldum :) Mutluluğum tariflere sığmaz...

işte burada çalışmamın  anlatımı :)

Hobini yarat ekibine ve 10 marifet ailesine sonsuuuuuuuuuuuuuz teşekkürlerimi iletiyorum :)

Balkabağından araba ve prenses kapı süsü :)

 




O kadar hayranlıkla bakıyordum ki balkabaklı arabalı kapı süslerine. Bunu hakkını vererek yapan tek kişi var o da Aylar Hanım. Dikişlerinden, renk seçimlerine ve kullandığı malzemelere , tüm emeğine ciddi anlamda hayranım. Ben de hep yapmak istiyordum o meşhur kapı süsünden, ama aynısını yapmak biraz ayıp olurdu, Önemli olan yaratıcılıktır dedim farklı bir şekilde tasarladım. Prensesi arabanın içinde çalıştım ... Çok da sevdim..



Elimdeki malzemeler çok kısıtlı olduğu için benden bu kadar çıktı :) Ama bunun için özel malzeme almayı planlıyorum hele bir elimdeki işler bitsin... Aklımdaki deli fikirler bitmek bilmeyecek sanırım.. Daha çooook çalışmam lazım ...




Son Zamanlarda Ayme :)

Uzun zaman oldu yine arayı açtım. Ama bu sürede bir sürü güzellikler yaşadım. Hepsini burada bir anda paylaşmam lazım sanırım :)

 ee bu kadar biriktirirsem olacağı bu, böyle uzuuun bir post yazmaya uğraşırım işte. Öncelikle minik Rüzgar!ım büyüyor, Kağan'ım ise bu sene anaokuluna başlayacak. Evin düzenini tertibini aksatmadan çalışıyorum ben de . Kendime ait bir odam olduğunu  söylemiştim sanırm, işte tüm dağınıklığımı toplayan bir atölye orası. Artık daha çok sipariş alınca evdeki işlerimi daha bir planlı yapmaya çalışıyorum. Bir tek atölyemi toparlayamıyorum.

 Bunca zamandır ben Sebile hanımın oğlu için bir kapı süsü yaptım.




Aynı kapı süsünden Sebile Hanımın komşusu Selma Hanım için de çalıştım .





aynı günde teslim ettim. Onları iyi ki tanımışım , bu tatlı aslancıklar sayesinde hala daha görüştüğüm 2 arkadaşım olmuş oldu.

Sonrasında bir anneanne doğacak olan ikiz torunları için bir kapı süsü istedi. Onlar için de deniz temasını çalıştım. Ufuk ve Işık bebeklerin kapı süsünü de onlar doğmadan teslim ettim.







Ve Merve bebek için de melekli bir kapı süsü yaptım...









veeee Beyza'mın oğlu için de trenli bir kapı süsü yaptım...







çoook çalıştım geçen ay ... hala daha da çalışmaya devam ediyorum.... bu postu kapı süslerine ayırayım bari.  şimdilik bu kadar yeni bir post yazma zamanı ;)


10 Mayıs 2014 Cumartesi

Yeni Bebeklerim :)



Bir haftadır onca yoğunluğuma rağmen bu bebeklerden yapmaya çalışıyorum. hobi vakitlerimde baya uğraştırıyor beni. ama sonuçları çok şeker :) daha da çeşitlendirmek ilk amacım. internette gezinirken sanırım bulmuştum bayıldım ve ben de yaparım diyerek başladım. çok fazla çeşidim yok şimdilik.. ama yakın zamanda olacak ...









boyunu 25 cm olarak hazırladım tabi her bebek bir öncekinden farklı oluyor. aynısını yapmak mümkün değil el ürünlerinde.

şimdilik bu kadar daha devamı gelecek :)


son günlerde...



Merhaba :)

Birazcık aranın ardından tekrar buradayım işte. Bu büyük hafta içinde çok şey yaşadık, çok şükür. Öncelikle bebeğimiz ameliyat oldu. Kasığında minicik bir şişlik farkedip acile koşturduk ve ertesi gün de o şişliğin kasık fıtığı olduğunu öğrenip bir ertesi gün ameliyatına karar verdik. Bi o kadar basit bir operasyon olmasına rağmen aniden olması canımızı sıkmadı değil. Şaşırdık ve en çok da korktuk. Ama şimdi iyiyiz çok çok çok şükür. bi gece hastanede kaldık. sargısı da çıktı. minicik bir kesik var kasığında. narkozla bayıltılması 2 aylık bebek olması beni endişelendirmişti. ama başına böyle bir durum gelenlere gönül rahatlığıyla söylüyorum emin ellerde yapıldığında çok kolay bir operasyon.

fotoğrafa gelince ; bu kahve içen çift benim mutfağımda kahve bölümünde duruyor. resmi pinterestten bulmuştum, nescafenin eski bir reklam afişi. çok hoşuma gitmişti. kahve delisi olarak mutfağıma yakışacağını düşündüm. resmi renkli kağıda bastırdım ve çerçeveledim.. şimdi her kahve hazırlayışımda onu orda görmek beni mutlu ediyor. 

Aslında hayat da benim için böyle küçük mutluluklardan ibaret. 

Barınacağım,sığınacağım, huzurlu olacağım tek yer benim evim. Şekil olarak aman aman bayılmasam da kokusuna dokusuna bayıldığım tek yer benim evim. her bir köşesinde bana ait izler olması, her baktığım yerde o bahsettiğim minik mutluluk hissini bana vermesi gerek. çünkü ben pek evden çıkan biri değilim. hani komşu gezmelerine giderim de.. ayda 1 veya 2  o da belki. yürüyüşe çıkarız genelde ailecek. eşim işten erken gelir toplanıp cadde boyunca yürürüz yol nereye giderse.. ya da çocuklar nereye kadar sabredebilirse... zaten tek sırdaşım ve en çok konuştuğum kişi de eşim. bizim muhabbetimiz bitmez çok şükür. anlatacak şeylerimiz illa vardır. insan evlendiği , evini, yüreğini, bedenini paylaştığı kişiyle aynı zamanda da çok iyi birer arkadaş olmalı bence. 

tatlı sohbetlerimiz yemek masamızda da devam eder. yine öyle bir akşamdan  fotoğrafımız. aslında geçen akşam çektim hastaneden dönünce. çocukların ikisi de uyuyunca beraber kurduk masamızı, konuşa konuşa yedik yemeğimizi. özleşmişiz işte.. bi akşam ayrı kaldık ya :)




yemek sonrası çayımızı da içtik dinlendik... 

aslında bu postta size son günlerde çok sevip yaptığım bebeklerden bahsedecektim de onun için ayrı bir post yazmak daha uygun olur diye düşünüyorum.
  Evimde daha bahar temizliğne başlamadım. çünkü bizim buralara hala bahar gelemedi. yağmur ve karanlık bir hava var genelde. bahar temizliğine illa mutfaktan başlarım. kilerimi kurcalarım bakalım bakliyatlar un ve şeker yağ stokları pirinçler ne durumda. eksikleri yazarım. yenilenmesi gerekenleri yenilerim. sonra buzdolabını elden geçiririm aslında her hafta pazar günleri buzdolabımı temizlerim. içini boşaltıp tek tek raflarını çıkarır yıkarım. hem haftalık alışveriş için genel bir temizlik olur hem de eşim pazartesi günleri izinli olduğu için. büyük pazartesi kahvaltılarımızda buzdolabım temiz ve düzenli görünmesi açınca içimi ferahlatması hoşuma gider. diğer günlerde özellikle pazar gününe kadar yavaş yavaş dağılmaya başlar dolap :) 

 bu bahar temizliği için buzluğa ve buzdolabının altına arkasına bakılacak. açıkçası başka bir zaman altını ve arkasını temizleme durumum olmaz. çok zor sıkışık bir yerde. ve sonra tabiki mutfak dolaplarının temizliğine başlarım. içini dışını silip tekrar yerleştirmek ve fazlalıkları ayırmak mutfak için ferahlatan bir temizliğin başlangıcı olabilir. 

Bu yaz kış için baya çalışacağım karıncalar gibi. her şeyimi kendim yapacağım inş. salça turşu akla ne gelirse işte :)

bahar temizliğine sonra kıyafetlerden devam ederim. o kadar çok ayırılacak kıyafetim var ki. malum çok kilo aldım hepsi kaldı.  mutfak ve buzdolabı düzenim hakkında yeni bir post hazırlarım temizlik günlerinde. 
aşırı düzenli olmayı seviyorum. planlı hayat yaşamayı da öyle. gün içinde içtiğim  bardak su hesabını bile not alan biriyim. temizlik yaptığım gün bellidir, hatta temizlik yaparken giydiğim kıyafetler bile ayrı bir yerde durur. çamaşır yıkama, ütü yapma günlerim vardır. o günlerin dışına çıkmam. önüme ne gelirse yaşamam, yaşamı ben önüme katarım... sabah ezanıyla başlayan büyük bir günüm vardır. düzenli olduğum için de vaktimi her şeye ayarlayabilirim. belki bu doğru bir şey değil ama Kur'an okuma günlerim bile bellidir. Aslında her gün okumanın her şeye faydası var biliyorum ama.. haftanın 3 gününü ayırdım şimdilik. uzun zamandırda böyle devam ediyor.  bu planlarım tabi ki önemli bir durum olduğunda ( mesela Rüzgar'ın ameliyatı) aniden gelişen bir olayda durur. sonra kaldığı yerden devam eder. aksayan kısımları da mesela çamaşır gününde evde yoksam olay olmuşsa uykumdan feragat eder yine o gün tamamlarım.
Şimdilik benden bu kadar.. aşağıda oğlum için hazırladığım magnetle kapatıyorum bu postu .. ama yeni yaptığım bebeklerin postunu hazırlamaya geçiyorum .. öpüldünüz... :*

30 Nisan 2014 Çarşamba

Bugün biz...

       Dün belliydi hasta olacağım da akşama doğru baya kötüleşeceğimi tahmin edememişim. Nasıl nezleyim, nasıl bir halsizliktir bu.. hep uyku isteği ve baş ağrısı var. Burnum akıyor, gözlerim sulanıyor, göğsümde boğazımda bir ağrı var. İlaç kullandım ama doktora gidemedim. Hemen basit ağrı kesiciler, tavuksuyuna çorbacık, bal,zencefil,nane, bitki çayları.. ardı arkası kesilmedi. ama insan tuhaf oluyor, hem hastasın, hem de kendini tedavi etmek için mutfakta koşturuyorsun. bir yandan akşam yemeği hazırlıyorsn bir yandan kendine ilaçlar kokulu çaylar yapmaya çalışıyorsun. Kağan hastasın pizza isteyelim yemek yapma anne diye tepiniyor, Rüzgar ın gaz sancısı saati gelmiş kucakta hoppidi hoppidi gezmek istiyor.nası acıdım kendime ... ben yarı açık gözlerle, burnum kıpkırmızı hala iyi bir anne iyi bir kadın olmaya çabalıyorum. Keşke annem yanımda olsa, birazcık daha genç ve sağlam olsa diye düşünüp hüzünlere daldım. Neyse öyle böyle yedik akşam yemeğimizi ve hoop yattım tabir tam yerinde zıbardım... Bugün de hala hastayım sabah 10 a kadar uyumaya çalıştım ama çocuklarla anca 9 da kalkıştık.Dün o kadar hastalığın sırasında bir de göğüslerim delirdi. Sanırım süt birikmiş ve tıkanmış, kıpkırmızı deli gibi yandı. resmen yandı. kaynak suyu dök üstüne böyle bi şey olur . pompayla sağmaya çalıştım emzirmeye çalıştım yorgunluktan bittim. acıdan hele... Allah nasıl bir sabır veriyor annelere.. bu acıya normal bir insanın alışması dayanması mümkün değil. Bi de hamileyken bu yazıyı kesip yapıştırmıştım buzdolabına.. aman gözümün önünde dursun da .. dedimm aynen de öyle oldu işkenceye dönüştü benim emzirme... o ayva çekirdeği fln hikaye.. hahhayy yemişim losyonunu.. yalan. acıyor. a-cı-yor !!!



 bu arada bu gördüğünüz çiçekli magneti de ben yapmıştım.. belki fikir olur magnet sevenlere...

Doğumdan önce evimi düzenlicem ve düzenli tutacam diye çok uğraştım. Son güne kadar evimde işlendiğimi biliyorum. Hep derim yardım edenim yok, kendi işimi kendim yapıyorum diye. Lohusa şerbetimi bile doğuma gideceğim sabahın gecesinde yaptım koydum buzdolabına. Her şeyimi kendim yaptım kendim aldım. Bebek yatağı,beşiği ve puset vs. abimizden kalanlarla yetindik. kıyafet için de biraz alışveriş yaptım o kadar. çok çabuk büyüyorlar yepyeni kalıyor bebek kıyafetleri hep. Salonumda misafir ağırlarken bebeğimi koymak için bir bebek puseti yaptım ve süsledim. Hem de servis arabasından :) ama güzel oldu işime yaradı...



              bu fotoğraf doğuma günler kala çekildi. sonra bebeğim bu kundağın içinde fotosu da var. ben demiştim eski kafalıyım kundak falan severim...


salonumda yıllardır kullandığımız krem koltuklarımızı ikinci el mağazasına verdik ve vedalaştık. çok severdim kendilerini işte bu koltuklar...


severdim ama hiç kullanışlı değildiler sadece oturdun mu gömülürdün içine puf puf o kadar..  başka da bi özelliği yok. ayrıca kalktığında da ağzı burnu dağılırdı.. hep düzelteceksin . o yuvarlak kırlenti de ben diktim.
çok kolay. hatta acaip kolay..iğneye ipliği geçiren, teğel dikiş bilen herkes yapabilir.


 Kumaşı yuvarlak kesiyorsun, baya büyük bir yuvarlak olmalı ölçüsünü yazamam ben de öylesine kesmiştim. sonra kenarlarından teğelle büzdürüp içine elyaf dolduruyorsun ve yastık oldu. orta kısmına yaprakları kalan kumaştan yaprak formunda kesip dikişle iliştirdim gül gibi. ortadaki gül ise yapma bir çiçekten. toplamda yarım saat yapıp süresi..


 salondan başlamışken duvarını da göstermek istedim size. tabi bu fotoğraf krem rengi koltuklarım gittikten sonra çekildi. o yüzden mor koltuklarım görünüyor. bu duvara eşim tvyi monte etmek istedi, aslında orayı delemeyeceğimizi tahmin ediyorduk ama deneyelim dedik. olmadı tabi. ve bi delik denemesi kaldı orda öyle. ben de tekrar badana yapana kadar o deliği böyle minik pullarla kapattım. duvar kağıdı gibi görünüyor, göz yormuyor fotoğrafta çok parlamış ama daha güzel görüntüsü var gerçekte.

salonumun girişinde de kayınpederimin bana aldığı çiçek var. yeni yıl hediyesiydi.



aslında çiçek pek bakamam ben. ama çok özeniyorum. rengarenk bahar çiçeklerini, ortancaları balkonumda sergilemeye. bu yaz inş. deneme yapıcam. bakıp görücez hep beraber  becerebilecek miyim..

minik bir kiler dolabım var mutfak girişnde orayı da düzenledim geçen gün. ama daha çok eksiklikleeri var. etiket seçtim önce sonra kavanozlarıma yapıştırdım. cam kavanozlar içinde ne olduğu görünüyor zaten ama bazen pıt diye buluveriyorum yazıları görünce.

etiketlerim bunlar..


ve kavanozlarım dolabımındaki yerleri..


bu sarı kapaklı plastik şeffaf şey.. ne.. ıımm plastik turşu şeysi.. ne bunun adı ya.. neyse işte şimdilik toz şekerimi koyuyorum ona. ama büyük bir saklama kabı alıcam kısmetse. bu un koyduğum kap ya da kapaklı kova diyeyim eşim getirdi imalathaneden, bilmiyorum biliyor musunuz eşim pasta ve baklava ustası. bu kocaman beyaz kutuda o yumşacık pasta keklerinin ve kremalarının katkı malzemecikleri bulunuyormuş. bitince değerlendiririm diye bana getirmişti. iyi de oldu pirincimi ve unu koyuyorum. daha çok var onlardan Kağan'nın oyuncaklarını topluyor diğerleri de. Hani daha da getirse ben koyacak şey bulurum.. unun üstünde duransa tupperdan almıştı annem kahvaltı gevreğimi koydum içine zayıflayacam ya sözde.. her sabah çatur çutur sütle yiyorum mecbuuuuurr.. 
beyaz minik saklama kabında Kağan'nın böcekli şeker dediği jelibonlar var . ona ait değil benim onlar. Kağan şeker sevmiyor uzun zamandır. böcekten yapıldığını düşünüyor. ben arada atıştırıyorum. evet zayıflamak için form yulaf gevreği ve jelibonlar hı hı zayıflarsın sen canım...



bu raf da un olan yerin altı. farkındaysanız jelibonların yanına bir kavanoz lokum da eklenmiş :) ama kahve yanına yakışıyor diye şeyediyorum yani öyle yemem yoksa da hani arada bööle.. neyysse kurcalamayım bu rafta da kek, pasta ve kurabiye malzemelerim var. cupcake için ,kurabiyeler için kalıplar , çikolata ve meyve sosları kabartma tozları pudingler vs.  kek arkasından size merhaba diyen  marshmallow da var.



bu da onların en üstünde duran raf. pirinç ve yan tarafında gelişi güzel paketlenmiş mercimeklerim var.


bu resim de mutfak dolaplarımdan birisi. Rüzgar'ın mama sepeti gerisi belli zaten neler olduğu :) Daha çok düzenleme yapmam lazım. böyle kapaklarını açınca mis gibi görünen dolaplar hayal ediyorum. temiz aşırı düzenli ve tertipli görünsün. hani açınca sıkıntımı gidersin ferahlık versin :) abarttım mı acaba ...

 bu arada yatak odamda konsolumun üstünü de kendime ait bir alan oluşturdum. baktım ki eşim pek kullanmıyor burası benimmm diye kucakladım konsolumun üstünü. çekmeceleri zaten Rüzgar'ın kıyafetleri var yazmıştım bundan önceki postlarımdan birinde. 


Bu üstte gördükleriniz konsolumun üstünde bulunuyor. genelde kullandığım ve elimin altında bulunmasını istediğim ürünler bunlar. 



 bunlar bi yan tarafındalar ve hergün kullandığım ürünler. klasik arko ve nivea kremden vazgeçemiyorum ben. kokulara hastalık derecesinde bağlı olduğum için arada ferahlık versin diye de gelip geçerken sürerim ellerime. kokusu çocukluğuma götürür. ablam kullanırdı ben de ondan saklı gizli parmaklardım kremlerini kocaman kocaman. hemen yediremezdim de küçük ellerime öyle beyaz beyaz kalırdı. ta ki ablama yakalanana kadar.. pembe krem gece yatmadan önce yüzüme sürüyorum . cildim acaip kuru. milletin burnu alnı fln yağlanır sivilce çıkar bende soyulmalar oluyor resmen. daha ömrümde sivilce görmedim yüzümde. bu kuruluk yaşlanınca katmer katmer buruşukluk olarak dönecek belki de bana. neyse sağdaki beyaz krem duştan sonra kullandığım, yeşil olan garnier , yeni aldım hoşuma gitti. yüzde rengi dengeliyor. lancome mor minik krem göz altı için. sarı minicik toparlak krem oriflame den dudaklarım için. vanilyalı bir kokusu var müthiş bi şey. doğal olarak dudaklarım da  dışarı çıkmasam bile kurur.


bunlar da ojelerim eşit görünsünler diye hep flormar alırım. ha çok kullanmam aslında oje. hani sürerim üşenmem ama silerim aynı gün içinde. öyle sürüp ertesi güne kalmaz . abdest alma aralarında sürer çıkarırım . el işi yaparken eğlenceli ve renkli görünsün , gözüme güzel gelsin diye sürerim daha çok. hatta bazen ojeleri objeleri boyamak için boya niyetine de kullandığım olur.


bu metal askılık fincan askılığımdı. mutfakta kullanmadığımdan saatlerimizi asıyorum. kıyafetimizin rengine göre pıt pıt alıp takıyoruz. eşimin de hoşuna gitti çıkarınca hemen yerine asıyor. aman aman saatlerimiz süper markalar falan değil görüldüğü üzere. ama zamanı gösteriyor mu? işimize yarıyor mu ? evet.. kocaman evet. üstünde duran melek hani figen abla yapmıştı da ben de dayanamamış yapmıştım ya işte o melek bebek. her yere koyuyorum onu. evde gezmediği yer kalmadı zavallının. çok sevdim napiimm..



bu dolabın hemen üst tarafı. yanında aynam var . basit bi ayna. o da süslenecek zevkime göre inş bi gün. neyse bu uykucu kız tokalarımı topluyor ve sergiliyor. öylesine yapıvermiştim ben onu o kadar işime yarıyor ki. altındaki barbi bebek dolabı.. rezillik dolu bir hikayesi var. aslında rezillk denemez de işte :) market dönüşü oğlumla çöpün en üstüne böyle pırıl pırıl parlamıştı gözümüze. Kağan '' anne bak oyuncak atmışlar.. kız olsaydım işime yarardı gerçekten '' dedi (annesinin oğlu işte) ve bende şimşekler çaktı.. ama tilki gibi etrafında dolaştık dolaştık kimse yok dedik tam alacaz çöpten, kalabalık bir grup kadın yandaki apartmandan çıkmaz mı.. hepsiyle tek tek göz göze geldiğimi hatırlıyorum :)) ama aldım vallaha da aldım :) eve gelince yıkadık temizledik kuruladık hijyenik hale getirdik derken eşim dalga geçiyor benimle bir yandan da elinde kurcalıyor. meğerse arkasında pil yeri varmış açtık onu pil koyunca ışıığı falan yandı müzik çalmaya başladı :) yıkamama rağmen bozulmamış bir atmışlar zavallıyı çöp diye... o pembe yerinde düğmesi var müzik kutusu gibi. ben onu küpelik yaptım. içine raflarına köpük yerleştirdim ve küplerimi batırıyorum. tıklım tıklım farkındaysanız çok işime yaradı. 


bu biraz daha yakında görünüşü.. bir de bu konsolumun yan tarafında kutularım var. yine elimin altında bulunmasını sevdiğim şeyler var içlerinde..


vintage görünümlü ve gerçekten çok eskiden kalma olan gerçek vintage :) kutunun içinde makyaj malzemelerim var. eskiden annemin gençlik yıllarında plak kutusuymuş. üstündeki mavi kalpli kutu bahsetmiştim Rüzgar'ın çorapları var. yandaki kutularda taçlarım büyük tokalarım ve yüzük , kolye gibi takılarım mevcut. maymunlu sepet gün içinde kullanıp değiştirdiğim ıvır zıvırları atıverdiğim bir şey.mavi seramik ayakkabı da biriktirdiğim paralarım var :) hazinem ayakkabıda yani..

                  yoruldunuz di mi .. şu şurda bu burda derken.. şöyle demli bir çay içelim. buyrun.  zaten bana gelirseniz sormanıza gerek yok artık ne nerde biliyorsunuz. bu çay sohbeti de geçen gün komşumla yapmıştık. bebeği olacak ona bebek şekeri yapıyorum. iş görüşmesi olmuştu bir nevi :)))


Neyse banyomda da birazcık süslemeler yapmıştım onları göstermezsem çatlarım.. minicik kavanozlar mama kavanozu değil minik numunelik saralle kavanozları.. istanbulda taksim metrosunda dağıtmışlardı. ben hepsini toplamış saklıyordum. en sonunda böyle dekor olarak değerlendirdim... çok da şirin geldiler gözüme..


sizlere de fikir olur belki diye paylaşıyorum. pek matah bi fikir değil ama.. içine girmese de üstüne tilayt mı nedir o mumlar hoş duruyor. 
yandaki melek biblocuğumu her sabah yüzümü yıkarken görmek bana huzur veriyor.öyle sakince oturuyor ya puf puf kanatları var... bana neler neler anımsatıyor anlatsam sayfalar almaz. o yüzden ordadır hep. lavaboya gidince mutlaka karşılaşırsınız kendisiyle. 



 bu da benim banyoda deterjan kutum :) . benim icadım. üstündekiler yılbaşı süsleri. amacı dışında kullanırım ben illa  bazı şeyleri. Kağan gelip geçerken ben oyuncak evime lamba yaparım bunlardan deyip tek tek aşırdığı için azaldı o parlak toplar. sonra bi arada toplar yerine koyarım .


sabunluğuma da banyo paspaslarımdaki çiçeklere benzeyen bir çiçek motifi yapıştırdım. pek tatlı göründü. bu da bi fikir işte size... geçen gün çıktığımız günden kalma bu fotoğraflar da.. güzel bir gündü..





en son olarak akşama yaptığım sarma ve uyduruk pastamı ve oğulcuklarımın aslında bir avucuma sığan mutluluklarını paylaşıp kaçıyorum.. zaten çok uzattım hee... artık böyle uzun uzun postlar yazıcam... 





herkese sevgilleeerr öpücükler :*