18 Eylül 2009 Cuma


eskimiş saat kadar yorgunum. Rüzgarlarım var ama çok yaşlanmışlar. artık hiçbir şeye karışmıyorlar.ilerlemiyor artık yapraklar önümde.karşıdan bakıyorlar bu eski bu berbat saati hala kullanan var mı ? diye. dinlemiyorum onları. çünkü artık kulaklarım da yok. her şey elden çıkmış ve gitmiş. tek sahip olunan şey küçük bir kalp . kendi kutusu içinde neşeyle atıyor.eskiden sevdiğim şarkıları söylüyor bana. her ne kadar yasaklansa da buralarda. tüm iyi niyetiyle tüm mülteci ruhuyla bana yasak şarkılar söylüyor. iletişimimiz kesilmiş bütün genç ruhlarla. onlar kulaklarına götürüyorlar enteresan makinaları ben kalbime götürüyorum elimde kalan son radyoyu.hatırlatayım kulaklarım yok artık.çürümek üzere olan bir tahta parçası gibiyim. artık ağlayınca bile doktor olduğunu üslerindekilerin beyazlıklarından anladığım insanlara götürüyorlar beni. yani sürekli hasta zannediyorlar. çünkü öyle görünüyorum.buruşuğum işte. bu ismi bana torunum taktı.heey buruşukkk. ne yapayım yani artmışsa yorgun çizgilerim. bundan daha fazla buruşamam. halbuki hep kızardım hanıma. gömlekte bir kırışıklık görsem.şimdi gel de beni ütüle hadi. hangi yıldan başlayacaksın....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder