5 Kasım 2011 Cumartesi

Bir itiraf masalı




                         Eskiden ev içinde düzen, titizlik, temizlik, derli toplu olma nedir bilmezdim.
   Annem hep derdi yaptığın işe karşıdan bir bak gözüne güzel görünsün, gönlünü ferahlatsın, içini açsın...  '' Ne alaka içimizi ferahlatacak ya ''derdim. Bazen de ''hı hı '' der geçerdim. Odamdaki eşyaları düzenlesem ne olur, düzenlemesem ne olur? Sonuçta yine dağılmayacak mı topladıklarım. Hem benim düzenim dağınıklıktır. Annem yüzünü buruşturup '' hiii olur mu öyle şey. Bir şeyi aldığın yere koyarsan hep elinin altındaymış gibi kolay ulaşırsın, aramak zorunda kalmazsın. Hem düzenli yaşarsan evin de tam bir hanımefendinin evi gibi gösterişli olur, dolapların, yatağın, her eşyan düzenli olursa için de mis gibi olur. Huzurlu olursun. '' derdi elinde tersine dönmüş paçasını düzeltmeye çalıştığı pantolonuma bakarak. Sabırla anlatırdı bunları, anlatırdı da anlatırdı. Ama ben anlamazdım. Aslında ne demek istediğini bilirdim de bilmezdim. Aman derdim bu kadar itinaya ne gerek var.

                            Sonra evlendim. Koskocaman bir evim oldu, katmer katmer çekmecelerim, sıra sıra raflarım,kütük gibi halılarım oldu. Yeni gelin evi diye el birliğiyle yerleştirdiler evimi. Günler günleri iteledikçe evime çuval çuval toz yağdı, pencerelerime,tencerelerime,raflara bir haller oldu, çamaşırlarımız karıştı da eşim de ben de çorap teklerimizi bulamaz olduk. İçimize gizliden kasvet saplandı ses edemedik. Sözgelimi; tabaklarımız kirlendi, örtülerimiz, gömleklerimiz buruştu, hele gardrobumuzdaki kıyafetler '' ben Allahuekber dağlarıyım '' dercesine büyüdü de büyüdü, perdeler yağmur yüklü bulutlar gibi odalarımızda gri gri süzüldü. Sanki bizim dışımızda birileri geliyor evin altını üstüne çeviriyordu, biz de suçu hep o yabancı, oldukça pasaklı hayale atıyorduk. Ben diyordum '' Hayal bozdu'' eşim diyordu ''Hayati döktü '' Biz suçlu yaratırken beynimizde onlar bir de utanmadan küçük eşyalarımızı da kaybediyordu. Ortadan kayboluyordu bazı şeyler. Şeytanın alıp götürdüğü ve satamadan getireceği türkülerle ürperiyorduk...
                       
                          Eşim diyordu '' bu kumadanın pili nerede? '' diyordum ''çekmecede'' eşim diyordu ''baktım yok'' Ben soruyordum ''yeni aldığım saç tokaları nerede'' Eşim diyordu  ''baktım yok'' tekrar soruyordum ''nerede? '' ''pardon alışkanlık olmuş , ayrıca ben kullanmıyorum o aradığını '' Sonra dolaplar, çekmeceler karıştırıyorduk, kaybolan gizemli nesneleri bulmak için. Ve bir farenin yavrusunu kaybedip bulamadığı bir telaşla fıldır fıldır dolaşıyordu eller çekmece diplerinde... Bazen de hırsızların bizim eve uğramayacağını düşleyip içten içe seviniyorduk eşimle. Hırsız girse '' bu evi benden önce halletmişler '' der bakınır çıkardı sonuçta.

                       Ve ben en sonunda çıldırdım. Çıldırınca tutamadım kendimi , karşı  dallarda pinekleyen kuşları uçuran, çöp karıştıran bir kediyi zevkinden mahrum bırakıp kaçmasını sağlayan, alt kat komşumu uykusundan uyandıran kocaman bir çığlık attım. çıldırdım çığlıklar fırlattım dağınıklığa.. Ve çıldırınca bütün eşyaları yere yığdım, tek tek katladım kırmızı bluzden,maymunlu tişörtten, mavi pantalonlardan oluşan dağ tabakasını. Her katlayışımda dağları deliyordum sanki ferhat olup, boşluklar arttıkça Şirin görmüş gibi gülümsüyordum.
                      Rengarek toz bezleri aldım paket paket. Dolapların içini dışını ovdum, parlattım, yerleştirdim.Halıları topladım sonra. Kocaman bir odun gibi sırtlandım da balkona atıp pata küte pata küte sopaladım.
                       Ben artık bir orada bir burada Herkül, Zeyna, Heman karışımı bir yaratığa dönüşmüş, bazen çekmece boşaltıyor içlerini parlatıp bunlar önemli evraklar, bunlar fotoğraf albümleri, bunlar kağır , bunlar defter diye saatlerce ayırıyor, bazen de camlara,aynalara tırmanıp gıyç gıyç sesini duyana kadar siliyor da siliyordum. Birden mutfağa gidip tabakları , bardakları, yemek takımlarını, artık ne varsa raflara sıralıyor ve kulağıma kulağıma yağan annemin '' için açılsın'' sesini anımsıyordum. Banyoyu ovup, yerleri silip, çamaşırları yıkayıp bin türlü temizlik maceralarıyla günler geçtikçe geçiyordu.
                          Artık annemin sesini daha çok duymak istiyordum. Eşimi de kırana sokup, zorla görevler işler veriyordum. Hele bir de çocuğumuz oldu mu daha da kudurdum. Ve sonunda  bir düzen manifestosu yazdım evin en göz önünde olan duvarına yapıştırdım.
                           Şimdi tabiki huzurluyuz.Tabiki yukarıda anlattıklarım yaşanılanların masalsı hali, gerçeklik payı biraz var biraz da yok.  Ama yine de ne eşim ne de ben düzen manifestomuzun dışına çıkmıyoruz. Eğer çıkan olursa ufak cezalar uyguluyoruz. Oğlumuzun dağıttığı oyuncakları  veya kirletmeye müsait yaramazlıkları da tatlı minik kurallar çerçevesinde ortadan kaldırıyoruz.
                         Ve sonuç ; evimiz her an misafire ve hırsıza hazır . Ama şeytanlar evimizden  hiçbir güzel duyguyu satmak için alıp götüremez...

                                                Tertemiz günler hatırına herkese ...
                    
                  

7 yorum:

  1. nasıl güzel bir anlatımın var... okumak o kadar keyif verdi ki... kalemine sağlık canım...
    sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  2. Harika bir anlatım, zevkle ve suratımda kocaman bir gülümsemeyle okudum :)
    Ben gençken, annem "senin evine girilmez kızım" derdi, ama girildi, annem de girdi :) Şimdi gene 10 senedir başbaşayız, gençliğimdeki sözleri yineliyor "aldığını yerine koy, şuraları toplasana...." :))

    YanıtlaSil
  3. Aymemm :) buldum seni, gerçi senmi, benmi bilemiyorum ama :)

    Okurken aynı annemin sözleri dedim :)Özlemişim seni..

    YanıtlaSil
  4. Canlarım benim nasıl sevindim söylediklerinize. Hem bir yandan tek ben değilmişim böyle annesinden azar işiten dedim hem de derdimi anlatabilmişim komik de olsa.. Sizleri çooook seviyorum.

    Aslım seni öyle özledim kii.... :)

    YanıtlaSil
  5. Canım nerelerdesin? iyisin dimi? lütfen arada haber ver nasıl oldugunu tmm?

    YanıtlaSil
  6. canım teşekkür ederim. İyiyim . her şey güzel. sağlığım iyiye gidiyor, yüksek lisansa başladım, yeni bir eve taşındık :) sen neler yaptın nasılsın ?

    YanıtlaSil
  7. süpersin aymeciğim; harika bir anlatımla herkese örnek olacak bir hikaye çıkarmışsın! yeri geliyor bende senin gibi dağılıyorum ama küçüklükten beri hep odamı birileri ile paylaştığım için bu en fazla 3-5 günlük süreleri geçmiyor sanki yine oda arkadaşlarım bana kızacak gibi geliyor :) şaka bir yana düzen harika bir olay; annenin dediği gibi aradığın birşeyi yerinde bulmak kadar insanı huzura kavuşturan birşey yok evin içinde.. temiz olmasada olur ama yerinde olsun yeter sloganı nı bu yüzden çok severim!

    YanıtlaSil