29 Nisan 2014 Salı

Dün biz...

Dün biz sabah erkenden bankalara koşturduk. O kadar saçma bir gündü ki geçip bitmesini istedikçe gün uzadı. Böyle cümleler kurunca da bir tırsıyorum anlatamam. Hani sanki istediğim kadar gün yaşayacakmışım da nefes almak benim elimdeymişcesine günü bitirme isteği gibi bir şımarıklık yapıyorum. Neyse ama gerçekten sıkıntılı bir gündü. Bankalarda dolaşmamızın sebebi daha ayrı bir sıkıntı, yok efendim eski hesaplarımızı kapatmalıymışız bla bla bla.. ceza yermişiz varmıymış eski hesabımız bankalarda. Bankalar konser alanı gibi tıklım tıklım. Ben 2 aylık bebe ve 4,5 yaşında oğlanla perperişan. Bir bunaldım çığlık atasım geldi. Çıktım olduğu gibi bıraktım banka fişlerini. Eşim de sabredemedim diye bana kızdı. Tartıştık da bir güzel. Ben zaten aşırı planlı biriyim. Kalabalık ortamlarda en ufak aksilikler ya da dikkatleri üzerime çekecek bir durum beni deli eder. Rüzgar bebek arabasında ağlamaya başladı. Bebek ağlaması yaa daha dikkat çeken bir ses var mı bildiğiniz ? Kağan tutturdu senin yerine oturucam diye. zaten zor yer bulmuşum. başıma eşim dikiliyo direk gibi, gelen geçen durmadan bebek arabasına çarpıyo. sinirler geriliyor bekleyen insanlarda. bebek sesini duyan bön bön bana, gözüme, gözbebeğime bakıyor. Kağan ı sakinleştiriyorum bir yandan rüzgar başlıyor. Yani sabır da bir yere kadar. Ben kim bankada kuyruk beklemek kim. Bunu dedim ve başlarım hesabına da derdemez ite kaka çıktım bankadan eşim o sebeple baya bir kızdı bana. Özür diledikçe sinirlendi, sinirlendikçe kudurdum, kudurdukça patladık.

     Ama bir yakınım fln olsa birini bıraksam 5 dakika işimi halletsem .. neyse.. oldu olan. Zaten eşimin haftada bir gün izin günü var o da pazartesi. Hani bir şey alacaksam, dışarıda bir işim varsa mecbur o güne sıkıştırıyorum. Evim merkeze uzak.E bi de iki çocukla artık mümkün değil zırt pırt çarşıları gezmem. Ha gezen vardır elbet. Her işini halleden stres yapmayan vs. ayakta çıldırasıya alkışlarım öylesini.

    Anaam bazen hayat nasıl güzel görünür nasıl cici. hepsi hikaye. aslında hep bir stres, koşturma, planlama, endişelenme durumundayız. ya da dururmundayım. panik atak oldum sanırım. eğer böyle bir şeyse tabi.



   Dün o stres dolu anları atlatınca en sevdiğim ikiliyle birazcık keyif yaptım. Kurabiye en sevdiğim yiyeceklerin başında gelir pastadan sonra . Kahve desen baya baya bağımlı oldum. Banka krizinden önce kafamda dönüp duran deli projelerimden biri için aşağıdaki ipleri aldım. gerçi  o kadar hızlı aldım ki renklerini eve gelince gördüm desem yalan olmaz.


En gereksiz renkleri almışım o da ayrı bir can acısı. Başka da renk yoktu zaten tuhafiyede. Burası köyden hallice bir şey bulmak için kırk kapı gezmek zorunda kalıyorsun. bulduğun şeyi bir daha bulamıyorsun. Mesela bu ipler tamam sonlarını ben aldım bitti nokta. gelmez bir daha. Ten rengi keçe aramıştım bir zamanlar deliler gibi. Artık kırtasiylere hatta marketlere sorar hale gelmiştim. Ten rengi keçe yok mu len bu memlekette diye bağırasım gelmişti meydanda. İnternetten sipariş vereyim vermeyim diye düşünürken mini minnacık bir parçacıkk görmüştüm dükkanın birinde. Hala kıyamıyorum o parça keçeyi kullanmaya. sonra buldum geldi yani ten rengi keçe. bir de arıyorsun soruyorsun bu var mı? gelir mi ? diye dükkan sahibine. '' sen napacaksın ablacım ondan '' diye ukalaca bir soruşları var.. naapacam acaba, sanki ne yapacağımı bilse elini şıklatıp ten rengi keçe çıkartacak ortaya puff diye. hadi kibarca sakince anlatıyorum bi de ''şunu şunu yapmak için lazımdı '' hee yok abla bizde, vardı da kalmadı. '' şaştım aa çok şaştım.. abla olmaya da şaştım bir keçe bulamadığıma da şaştım. 
Neyse Kağan'ım benim masumiyetim. Aşağıdaki çatım çutum evle uğraşıyor aylardır. Fotoğraflayım da hatıra kalsın dedim. Belli mi olur belki büyüdüğünde mühendis falan olur oğluşum. Zaten hedefi de inşaat mühendisi olmak. Üstelik bir yıldan beri bunu dilinden düşürmüyor. Benim ablam da inşaat mühendisi, teyzesine çeker belki de yeteneği. Gerçi bu ev gibi görünmese de size göre Kağan için çok kıymetli. Çok emeği var üzerinde. içine eşyalarını da yaptı Kağan. Annesinden de azıcık yetenek kapmış ama di mi :)


Bu arada Kağan gerçekten dağınık bir çocuk. Kabullendim artık. Ne yaptıysam ne dediysem olmadı. Dağınık. Huy bu değişmeyecek. Arkasından toplayıp alıştırmak da istemiyorum. İlerde evleneceği kişi ya da kendi başına kaldığında kendisi zorluk çekmesin .Her dağıttığını kendisi toplasın istiyorum da resmen bağırsan dövsen bu kadar üzülmez. bir zor geliyor toplamak, düzenlemek. odası hep çarşamba pazarı görüntüsünde. odasında ilerlemeye çalışırken sek sek oynuyorum resmen. basacak yer yok. 

Ama güzel oyunlar kuruyor, kendi kendine oynamaya bayılıyor. 


Bir de tabletle oynama aşkı var. En sinir olduğum şey. cep telefonum olduğundan beri hiç ama hiç elime alıp da kurcalamışlığım yoktur. Hani kullanma amacım arama yapmak veya mesaj göndermek. bunun dışında telefondan anlamam. ve en büyük özelliğim telefon kaybederim . ev içinde çantalarımın içinde dolaplara tıkarım o telefonu nasıl oluyorsa kaybediyorum. şarjı biter ev telefonundan ararım kapalı olur daha da bulamam deliririm biri arar ulaşamaz, mesaj gelir cevap vermeyi unuturum. vefasıza çıktı adım o cep telefonları yüzünden. ayol mektup yaz yolla deseler üşenmem, özene bezene süsler yazarım da cep telefonuyla aramak mesaj yazmak sıkıntı yapıyor bende. eşimle sevgili iken telefonla konuşmadık pek, gerek olmadı çünkü hep yakındık. evden çıktın mı, geldin mi diye açtık telefonları hep. evlenince benim kocacğm telefon meraklısı oldu. zırp pırt arar. günde 5 defa arar hiç abartmıyorum. zaten 8 saat çalışıyor. her boş vaktinde telefon görüşmesi yapıyoruz yıllardır. nerden nereye geldim. neyse işte tablet veya akıllı telefonlar da hiç ilgimi çekmedi huyumdan dolayı. bana bööle kocaman masa üstü hor hor kasası çalışan bilgisayardan olacak. eski kafalıyım napim. lap top vardı onu da bozdum defalarca. en sonunda süs olarak kaldı. Şimdi evde tabletimiz var Kağan bayılıyor. çocuk için ne kadar kötü olduğunun farkındayım. erken gibi geliyor. ama yaşıtları da tablet meraklısı olduğu için geri kalmasını da istemiyorum. seviyeli bir ilişkileri var şuan tabletle. izin verildikçe oynuyor. ve en çok sevdiği oyun angry birds. ama bizim oğlan kuşlar yerine ordaki yeşil koca gözlü domuzcuklara hasta. hasta yani bildiğinz gibi değil. domuzcukların resmini çizip duvarlara yapıştırdı hem de kapıdan girer girmez karşı duvara gelen misafirlerimize bir domuz resmi veriyoruz. hatta pizzacılara, doğalgaz faturası kesen abilere. her oyuncakçıyı aradık gezdik internetten baktık tabiki angry birds domuzu gibi bir oyunca bulamadık. kuşlardan her yerde var, bardağı tabağı ayakkabısına kadar ama domuz yok. en sonunda ben diktim. Kağan delirdi sevinçten . Onun mutlu olduğunu görmek yemin ediyorum dünyanın en güçlü ilacı benim için. 


benzedi de gerçeğine kereta. ben de sevdim yeşil yeşil . hem de yumşacık. yatağının yanındaki duvara da resimler çizip yapıştırdı duvarı karman çorman ama oğlum mutlu. onun böyle özelliklerine izin veriyorum. ister duvarım kirlensin ister evim dağınık görünsün oğlum ilerde bu günlerini eğlenceli hatırlasın yeter.



Bant kullanmada eli bol Kağan ın. Babası her gün işten eve 5 6 bantla geliyor. Kağanın sevdiği şeylerden bahsetmişken Rüzgar ı da unutmayalım. O da evimizin bir bireyi. Onun en büyük aşkı şuan için emzik :)


Tek derdimiz Rüzgar mama ile besleniyor. Çünkü benim sütüm gelmiyor. yok yani . damla damla bekle sağ zorla emzir yorul diril derken kalmadı . sıkıntı yaptıkça geri çekildi süt. çok üzüldüm çünkü Kağan ı 2 yaşına kadar emzirdim. sütüm gelsin diye onu bunu yaptım yedim içtim her tavsiyeyi denedim. yok. Bir de öyle kilolu kaldımki. utanırım söyleyemem kilolarımı. kendimi bildim bileli zayıftım. hep 55 60 kilo arasında gidip gelirdim. boyum 1.75 . baya zayıf görünürdüm. ama şuan keloğlan masallarındaki dev anaları gibiyim. bi de belirli bir bölgeye gitmedi kilolar eşit yayıldılar parmaklarım bile kilo aldı. devleştim biranda. bunun verdiği psikoloji anlatılmaz yaşanır. 

Akşamları elimde bir işim olmazsa oturamam ben. elim illa bir şeyle oyalanacak hastalık bu. renkli ipler aldım da amerikan servisi örücem bir yandan ona başladım. motif motif sepet örüyorum o da ayrı bir iş. ve bu pisicik de hoşuma gitmeye başladı. yaptıkça güzel geldi gözüme devam ettim.



Eşimle akşamları yemekten sonra en büyük keyfimiz dizi izlemek. Tv den değil de internetten kafamıza göre takip ediyoruz dizileri. mesela güneşi beklerken 42 bölümdür yayında biz önceki ay başladık her akşam bir bölüm izledik neredeyse yeni bölüme yetiştik. çok keyifli oluyor. istediğimiz zaman durdurup çocuklarla ilgilenebiliyoruz ya da mola verebiliyoruz. tv ye bağlı bir bilgisayar kasamız daha var o bizim digitürkten sonraki yayınımız oldu resmen. canımız diziden sıkılırsa film izliyorz ya da program. şimdi yeni bir diziye başlamak istiyoruz ama bakalım hangisini seçeriz.


bu da benim salonumun en sevdiğim köşesi. karşıdan görünen bordo renkli araba da bizimki. burası protokol yolu olarak geçiyor. ve başbakan ya da bakan gelirse evimizin önünden geçiyor. el sallıyoruz biz de  balkondan. iki üç defa başbakana el salladık o da selam verdi bize :) 


bu güzel kuğu. belki gören olmuştur çok uygun fiyatta satılıyor burda. almayanı dövüyorlar neredeyse herkesin evinde vardır. bayılıyorum böyle şeylere. hem çok güzel hem de herkes alabilir. bir de bu meleklerim var. kipa dan çok ucuza almıştım. her ikisi de 3.5 tl. Bu arada bu kuğunun altındaki örtü çok çoook eski. anneannemin annesine annesi mi ne vermiş o derece. ki anneannem 90 yaşında 2 yıl önce vefat ettiğine göre bu örtünün de onun anneannesinden kaldığına göre hesaplayıverin gari .. bazen kocacım böle gözbebeklerinde dolar işareti haliyle ''satalım bunları satalım '' diyerek bakıyor . sonra artık ben ona nasıl bakıyorsam ''şakaydı canım şaka'' 



amma çok yazdım ne çok konuştum tantana yaptım. şimdilik bu kadar diyorum hepinizi öpüyorum :*


2 yorum:

  1. Pembe fincan ve kurabiyeli fotoğrafınızı çok beğendim. Huzurlu ve güzel günler diliyorum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) pembe olan beğenilmez mi hiç :) huzur sizin de peşinizi bırakmasın .. sevgiler :)

      Sil